Pandemi Süreci Psikiyatrik Hastalıkları Nasıl Etkiledi?

Normalleşme Sürecinde Ruh Sağlığını Korumak: Pandeminin Psikiyatrik Etkileri ve Yeni Döneme Uyum
Koronavirüsün neden olduğu Covid 19 küresel salgını, yalnızca fiziksel sağlığı değil ruh sağlığını da derinden etkileyen bir süreç yarattı. Uzmanlar, özellikle uzun süreli izolasyonun ve belirsizliğin psikiyatrik hastalıkların seyrini değiştirdiğine dikkat çekiyor. Normalleşme adımlarıyla birlikte gündelik hayata dönüş başlasa da, ruhsal hastalıkların takibinin ihmal edilmemesi gerektiği vurgulanıyor. Pandemi boyunca bastırılan ya da ertelenen birçok psikolojik sorun, bu yeni dönemde daha görünür hale gelebilir.
Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, toplumun yarısından fazlasının yaşamının herhangi bir döneminde psikiyatrik bir sorunla karşılaşabildiğini belirterek, pandemi sonrası sürecin bu açıdan dikkatle ele alınması gerektiğini ifade ediyor. Normalleşme, sorunların ortadan kalktığı değil, aksine daha yakından izlenmesi gereken bir dönemi temsil ediyor.
Pandemi Süreci Herkesi Farklı Şekillerde Etkiledi
Haziran ayı itibarıyla başlayan kademeli normalleşme süreci, aylar süren kısıtlamaların ardından yeni bir uyum dönemini beraberinde getirdi. Salgının ilk günlerinde yaşanan yoğun panik, korku ve kaos duygularının temelinde virüsle ilgili bilgi eksikliği yatıyordu. Zamanla bilgi arttıkça belirsizlik bir miktar azaldı ancak bu durum herkes için aynı ölçüde rahatlatıcı olmadı.
Bu süreçte bireylerin psikolojik tepkileri oldukça farklı şekillerde ortaya çıktı. Bazı kişilerde uyku bozuklukları gelişirken, bazıları iştah problemleri yaşadı. Alkol ve madde kullanımında artış görülen bireyler olduğu gibi, geçici ya da kalıcı iş kaybı yaşayanlar da oldu. Kimileri evden çalışmanın getirdiği yoğun tempoya ayak uydurmaya çalışırken, kimileri işsizliğin yarattığı belirsizlikle baş etmeye çalıştı. Günlük yaşamda alışılmış düzenlerin bozulması, insanları yeni bir denge kurmaya zorladı.
Psikiyatrik Hastalıklarda Risk Artabilir
Psikiyatrik rahatsızlığı olan bireyler için stresle başa çıkmak çoğu zaman daha zordur. Artan stres yükü, mevcut hastalık belirtilerinin şiddetlenmesine ya da daha önce kontrol altına alınmış bir tablonun yeniden alevlenmesine neden olabilir. Uzmanlara göre pandemi süreci, psikiyatrik hastalığı olan bireyleri uzun vadede daha olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle normalleşme döneminde ruh sağlığı kontrollerinin aksatılmaması büyük önem taşır.

Bağımlılık, Anksiyete ve Psikotik Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli
Uzun süre evde kalmak, sosyal temasın azalması ve günlük aktivitelerin kısıtlanması depresif belirtileri artırabilir. Can sıkıntısı ve stresle baş etmekte zorlanan bireylerde alkol ve madde kullanımına yönelme riski artar. Bunun yanı sıra sosyal mesafe ve bulaş korkusu, bazı kişilerde aşırı kuşku, sağlık kaygısı ve paranoid düşüncelerin yoğunlaşmasına yol açabilir. Psikotik atakların tetiklenmesi ya da anksiyete bozukluklarının şiddetlenmesi de bu dönemde daha sık görülebilir.
Psikiyatrik tanısı olan bireylerin ilaçlarını düzenli kullanmaları, uyku ve iştah değişikliklerini ciddiye almaları ve en kısa sürede hekimleriyle iletişime geçmeleri önemlidir. Psikoterapi desteği alan kişilerin de bu süreci yarıda bırakmamaları önerilir. Yüksek stresin yaşandığı bu dönemin ileride daha ağır ruhsal sonuçlar doğurmaması için tedavi sürekliliği hayati bir rol oynar.
Koronavirüs Gerçeğiyle Yaşamayı Öğreniyoruz
Normalleşme adımlarına rağmen salgının tamamen sona ermediği unutulmamalıdır. Vaka ve vefat sayılarında düşüş yaşansa bile, koronavirüs gerçeği bir süre daha hayatımızda olmaya devam edecektir. Önümüzdeki aylar hatta belirsiz bir süre boyunca, salgından çıkarılan derslerle birlikte bu yeni gerçekliğe uyum sağlamak zorundayız. Bu farkındalık, hem bireysel hem toplumsal ruh sağlığı açısından önemlidir.
Psikolojik İyi Oluşun Temel Dayanakları
Belirsizlik, insan ruhunda dalgalanmalara yol açan en güçlü etkenlerden biridir. Bu dalgalanmalar zaman zaman çeşitli psikiyatrik belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak belirsizliğe dayanabilme kapasitesi, psikolojik iyi oluşun temel taşlarından biridir. Pandeminin ilk aylarını atlatabilmiş olmak, bireylerin aslında bu dayanıklılığa sahip olduğunu gösterir. Bu süreçte bazı kişiler profesyonel destek almış olsa da, toplumun büyük bir kısmı bu zorluğa dayanmayı başarmıştır.
Belirsizliğe tahammül edebilmek, gelecekte karşılaşılacak diğer belirsizliklerle başa çıkma gücünü de artırır. Çünkü insan, her şeyi bilme, kontrol etme ya da değiştirme yetisine sahip değildir. Bu gerçeği kabul etmek, psikolojik iyi oluşun önemli bir parçasıdır. İnsanın sınırlı olduğunu, yardıma ve iş birliğine ihtiyaç duyduğunu hatırlaması ruhsal dengeyi güçlendirir. Bunun yanında dayanışma ruhunun sürdürülmesi, bu dönemin en önemli kazanımlarından biri olmalıdır.
Sorumluluk ve Fedakarlık Ruh Sağlığını Destekler
Normalleşme sürecinde maske kullanımı, fiziksel mesafe ve hijyen kurallarına uymak yalnızca fiziksel sağlığı değil ruh sağlığını da korur. Kişinin kendisine ve başkalarına karşı sorumluluklarını yerine getirmesi, içsel bir huzur ve güven duygusu yaratır. Bir başkasına zarar verme ya da hastalık bulaştırma korkusuyla yaşamak yerine, gerekli önlemleri alarak hareket etmek psikolojik rahatlama sağlar.
Kişisel özgürlüklerin bir süre daha bilinçli şekilde sınırlandırılması bir fedakarlık gibi görülebilir. Ancak bu fedakarlık, hem bireyin kendini daha iyi hissetmesine hem de toplumsal iyilik halinin korunmasına katkı sağlar. Zor bir dönemden geçerken gösterilen bu sorumluluk bilinci, uzun vadede ruhsal dayanıklılığı güçlendiren en önemli unsurlardan biri olacaktır.















