Karantina Günlerinde Anksiyete ile Başa Çıkma Rehberi

Ne kadar can sıkıcı olursa olsun, her şeyin iki yüzü olduğunu ve hayatın dualite üzerinden işlediğini unutmazsak, başımıza gelenlerin gerisindekileri görebilme şansını yakalarız.

Yıl 2020’de “zorunda olmak” kelimesi özellikle modern insanın lugatından neredeyse kaldırılmış, tozlu raflara atılmıştı. Biz insanlar bir şey hoşumuza gitmediğinde, “Mecbur değilim, bana hiçbir şeyi zorla yaptıramazsın, özgür bir bireyim ben” deyip ahkam keserdik. Sonra bir virüs geldi; çok hızlı yayılan ve hemen hasta eden bu virüs, tüm dünyaya “Evde kalacaksınız, buna ZORUNDASINIZ” dedi. Kaldık! Sonrası? Kocaman bir bilinmezlik. Hayatımız kesinlikle koronavirüsün öncesi ve sonrası olarak değişecek. Zaman kavramlarımızın kaydığı, iş yaşamlarımızın boyut değiştirdiği ve zengin-fakir herkesi eşofmanıyla gördüğümüz bugünlerde, kaygılarımızı nasıl kontrol edebileceğimizi Üsküdar Üniversitesi NP istanbul Beyin Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Gülçin Şenyuva’ya sorduk. Gerçekçi ve uygulanabilir cevaplar aldık.

Evden çıkmamanın verdiği izolasyon duygusu ve eve kapanmış olmanın verdiği kaygıyı nasıl yenebiliriz?

İzolasyon, ayrıştırmak demektir. Bu süreçte yalnız olmadığınızı unutmayın. Çünkü insanın dünyası, kurduğu bağlar kadar büyüktür. Bağları kesip izole olduğunuzda insanda umutsuzluk, çaresizlik duyguları ortaya çıkar ve yaşam kalitesinin düşmesine sebep olur. Sevdiklerimizle iletişim halinde olmak ve bağ kurmak önemli, sık sık telefonla görüşmek ve mesajlaşmak bu dönemde yalnız olmadığınızı hissettirir. Stres seviyesinin azalması, bağışıklık sisteminin güçlü kalmasına destek olur.

Kendimizin ve yakınlarımızın hastalanacağı endişesine kapıldığımızda neler yapmalıyız?

Kaygılanmak doğal ve koruyucudur. Tedbirler almamızı, kurallara uymamızı sağlar. Kaygı belli bir sınırı geçtiği zaman yapıcı değil, yıkıcı olmaya başlar. Kaygıyı ne arttırır? Bilinmezlik ve belirsizlik. Bu süreçten toplum ve ben, nasıl ve ne kadar etkileniriz dediğimizde artar. içinde olduğumuz süreçte insanların kaygısı olduğunu görebiliyoruz. Ancak insanlar panik durumuna geldiğinde örneğin istifleme, ihtiyacından fazlasını almaya çalışma gibi davranışlarda bulunarak, durumu daha kötü hale getirir. Kaygı normal bir duygudur, aşırı olması veya olmaması anormal bir durumdur.

Hastalığın tüm dünyada daha çok yayılacağı ve durumun daha da kötüleşeceği hissini yaşadığımızda kendimizi nasıl sakinleştirmeliyiz?

Tüm bunlar olurken kaygılanmamalı mısınız? Tabii ki hayır. Öncelikle bu korku ve kaygıları yaşarken yalnız değilsiniz. Bu sürecin geçeceğini unutmamakta fayda var.

SOSYAL İZOLE OLDUĞUMUZ BU DÖNEMDE NELER YAPILMALI?

• Öncelikle bilgiyi doğru kanaldan almaya özen göstermelisiniz. Bilimsel bilgi dışındaki bilgileri çok fazla dikkate almamalısınız. Felaket senaryoları içinde olmamalısınız.
• Özellikle medya ve sosyal medya üzerinden gün içerisinde sürekli bilgi akışının içinde olmamalısınız. Gün içinde belirli aralıklarla, sabah ve akşam gibi, bilgi almalısınız. Diğer zaman diliminde günlük işlerinize devam etmelisiniz.
• Kaygı ve korkularınızı iyi yönetebilmek için meşguliyet içinde olmalısınız.
• Genel “öz bakım” kurallarına özen göstermelisiniz. Düzenli uyku (uyku hijyeni) uyumaya, düzenli ve sağlıklı beslenmeye, ev içi fiziksel aktiviteler yapmaya, aşırı alkol, kahve ve çay tüketmemeye, aşırı online alışveriş yapmamaya dikkat etmelisiniz.
• Ev işlerinizi veya günlük rutinlerinizi devam ettirmelisiniz.
• Keyif alacağınız ev içi aktivitelere yoğunlaşabilirsiniz. Puzzle, el işi yapmak, kitap ve dergi okumak, ev düzenlemeleri yapmak, aile üyeleri ile oyunlar oynamak gibi…
• Aile üyeleri ile duygusal ve fiziksel temas içerisinde olmaya özen göstermelisiniz.
• Düzenli olarak gevşeme, meditasyon ve mindfulness egzersizleri yapabilirsiniz.
• Kontrol edemeyeceğiniz şeylere odaklanmak yerine kontrol edebileceğiniz şeylere odaklanmalısınız.
• En kötü senaryoyu değil, iyi-kötü yani tüm olanı görmeye odaklanmalısınız.
• Kaygı ve tekrarlayıcı düşüncelerle başa çıkabilmek için her gün aynı saatte ve zamanı sınırlı “kaygılanma zamanı” belirlemek, kaygılanmayı sınırlandırmanıza faydalı olacaktır.
• Aşırı kaygı veya panik hali bağışıklık sisteminin en büyük düşmanlarından biridir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
ankara escort
etiler escort
escort istanbul bayan
şirinevler escort bayan
esenyurt escort
halkalı escort
avrupa yakası escort
şişli escort
avcılar escort
esenyurt escort
beylikdüzü escort
beylikdüzü escort
şirinevler escort
ataköy escort
avcılar escort
esenyurt escort